Kalem gibi

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Adamın biri daldan dala gezerken cinsel organı kırılmış. Doktora gitmiÅŸ. Doktor adama her akÅŸam yatmazdan önce on onbeÅŸ dakika cinsel organını bir bardak süte bandırmasını istemiÅŸ. Adam eve gelip yatma vakti geldiÄŸinde banyoya girip doktorun dediklerini uygulamaya baÅŸlamış. Tabi karısı içerde bekliyormuÅŸ ve kocasına seslenmiÅŸ. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kadın sabırsızlanıp dalıvermiÅŸ banyoya… Åžaşırarak: – “Ay kocacığım kırk yıl düşünsem bunun bir dolma kalem gibi doldurulduÄŸu aklıma gelmezdi…”

İki tane var

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Eve bir gün tesisatçı çağırmışlar. Adam çalışırken evin küçük oÄŸlu gelip seyretmeye baÅŸlamış. Tesisatçı da çocuÄŸun ilgisini görünce takım çantasından tornavidayı çıkartıp çocuÄŸa: “Bu ne biliyor musun?” demiÅŸ. Çocuk da “biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğüyle prizleri kontrol eder, büyüğüyle masanın bacaklarındaki vidaları sıkar” demiÅŸ. Tesisatçı: “İyi, aferin oÄŸlum” demiÅŸ. Sonra eline anahtarı almış “Peki bu ne biliyor musun?” demiÅŸ. Çocuk: “Biliyorum. Babamda bundan iki tane var. Küçük olanıyla muslukları deÄŸiÅŸtirir, büyük olanıyla boruları tamir eder.” demiÅŸ. Tesisatçı “Çattık be…” demiÅŸ içinden. Bu kez de çekici alıp “ya bunu bilecek misin?” deyince çocuk “Biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğünü cam takarken kullanır, büyüğünü de duvar kırarken kullanır” demiÅŸ. Her sorduÄŸuna cevap yetiÅŸtiren çocuÄŸa tepesi atan tesisatçı bu sefer fermuarını açıp göstermiÅŸ: “Bunu da bilecek misin lan ukala?” deyince çocuk: “Biliyorum, bundan babamda iki tane var. Küçüğüyle çiÅŸini yapar, büyüğüyle de annemi” demiÅŸ.

İyi ki jinekolog değilim

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Fevkalade sosyetik bir kokteyl. Dr. Bey smokinleri içinde iki kat yakışıklı. AÄŸzından da bal akıyor ya. Etrafı her zamanki gibi genç ve güzel hanımlarla çevrili. Bunlardan biri: – “Ah doktor, diÅŸim öyle aÄŸrıyor ki günlerdir”, demiÅŸ. Sonra yakalamış doktorun elini. AÄŸzına doÄŸru çekmiÅŸ. Çekmekle de kalmamış. SokmuÅŸ doktorun parmağını aÄŸzına. Sol tarafa kaydırmış. İşaret parmağını azı diÅŸine doÄŸru zorla uzatıyor. – “İşte burası… Tam burası… Öyle aÄŸrıyor ki?” Doktor parmağını kadının aÄŸzından kurtarmaya çalışırken söyleniyor: – “Hanımefendi, iyi ki jinekolog deÄŸilim…”

Yüzbaşım bakıyor

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Bir astsubayla bir gözü takma Yüzbaşı, aynı bekar lojmanında kalıyorlardı. Yüzbaşı her gece yatmadan önce takma gözünü çıkartır, su dolu bir bardaÄŸa koyar, sabah tekrar yerine takardı… Sıcak bir yaz akÅŸamı gece yarısı astsubay susadı, el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı, bir dikiÅŸte yuvarladı. Ama suyla birlikte gözü de yutmuÅŸtu. Astsubay olayın farkına vardı ama artık iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸti… Ertesi gün sabah sporundan sonra astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu. KoÅŸar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı baÅŸladı ıkınmaya.. Fakat bir türlü rahatlayamıyordu. Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nöbetçisi er telaÅŸlandı; nazikçe kapıyı tıklattı.. – “Komutanım yardımcı olayım?” Astsubay can havliyle kapıyı açtı: – “Bak oÄŸlum ÅŸurada ne var bir türlü s*çamıyorum”, deyip ere doÄŸru döndü. Er eÄŸilip bakar bakmaz hazırola geçti ve selam durdu. Bunu gören astsubay sinirlendi: – “Ne selam durdun oÄŸlum!”, diye bağırdı. Asker yanıtladı: – “Nasıl selam durmayayım komutanım, içeriden yüzbaşım bakıyor.”

Generalin jipi

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Komutan karargah garajına telefon açar: – “Zırrr Zarrr…” – “Aluuu” – “Åžu anda garajda kaç tane araç var?” – “Åžu anda i*ne generalin jipinden baÅŸka bi poh yok!” – “Ulan sen kiminle konuÅŸtuÄŸunu biliyor musun? Ben o generalim!” – “Yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle konuÅŸtuÄŸunuzu biliyor musunuz?” – “Yooo…” – “O zaman bay bay **ına godumun generali!”

Avcı mısın..

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Avcımız avlanmaya çıkar daÄŸa tepeye.. Bir bakar ki bir ayı karşısında.. Çeker tüfeÄŸini ateÅŸler ama tüfek tutukluk yapar.. Napsın, kaçmaya baÅŸlar, ayı da peÅŸinde.. Ayı yakalar bunu, bir güzel becerir.. Avcımız hırs yapar, öldürecektir illa ki bu ayıyı.. Bir müddet sonra bir daha görür ayıyı, çeker tüfeÄŸi, basar tetiÄŸi yine tutukluk yapar; bizimki kaçar, ayı peÅŸinde, yakalar ayı bunu, bir daha becerir.. Avcımız iyice hırslanmıştır illa ki vuracaktır ayıyı.. Takılır ayının peÅŸine, görür, çeker tüfeÄŸi basar tetiÄŸe yine tutukluk yapar, ayı bunu bir daha yakalar bir daha becerir.. Bu olay gün boyunca tekrarlanır.. Artık avcının dayanacak gücü kalmamıştir, hayat meselesi olmuÅŸtur bu, son bir defa daha bakar ayı karşısında.. Çeker tüfeÄŸi basar tetiÄŸe ve tüfek yine tutukluk yapar.. Ayı yakalar bunu ve der ki: – “Ya kardeÅŸim avcı mısın, i*ne misin?”

Sultanın göğüsleri

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun göğüslerine hayran olurmuÅŸ.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin göğüslerine dokunmak.. Tüm cesaretini toplayıp haremaÄŸasına açılmış.. – “Bana sultanın göğüslerini koklat. Ömür boyu biriktirdiÄŸim bin altın senin” demiÅŸ. Harem aÄŸasının aklı yatmış bu karlı iÅŸe. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı – büyücü karışımı bir kadın varmış. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceÄŸi korsaya iyice sürmüş. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiÅŸ. Göğüsleri yangın yeri gibi yanmaya baÅŸlamış. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek. Harem aÄŸası ortaya çıkmış ve padiÅŸaha “Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herÅŸeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed’in dili. Kraliçemizi ancak o kurtarır, eÄŸer siz izin verirseniz” demiÅŸ. PadiÅŸah çaresiz çağırmış Ahmet’i hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiÅŸ. Ne var ki söz verdiÄŸi halde 1000 altını harem aÄŸasına vermeye yanaÅŸmamış. “Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın. Hadi bakalım, çek arabanı” demiÅŸ, haremaÄŸasına. Çok kızmış harem aÄŸası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padiÅŸahın, banyodan sonra giyeceÄŸi donuna iki kat sürmüş…

Nerde o i…

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Hollywood’da bir parti veriliyor,güzel bir evde. Partinin sahibi partiye heyecan ve deÄŸiÅŸim katmak için mikrofonu eline alıp baÅŸlıyor: -ArkadaÅŸlar akvaryumdaki iki piranayı bu havuza atacağım. Havuza atlayıp karşıya çıkan arkadaÅŸ ÅŸu gördüğünüz sarışınla sabaha kadar eÄŸlenebilir. Kimsede ses seda yok. -Bu esmeri de sunuyoruz. Yine kimsede ses yok. -Bu kumral bayanı da hadiye ediyoruz. Yine ses yok. -Bu i… de veriyoruz. SlaaaaaÅŸÅŸ!… Adamın biri suda hızla yüzüyor ve karşıya geçiyor. Tekrar koÅŸup havuzun öbür kenarına geliyor: -Nerede o i…? -Beyefendi o havuzun karşısında.. Adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın: – O deÄŸil, Beni havuza iten i… nerede?

Genel Müdür

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Bir ÅŸirkette genel müdür olarak çalışan bir adam, eksiksiz bir saÄŸlık kontrolünden geçmek üzere doktora gider. Doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldıklarını ve bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile “full check up” yapabildiÄŸini söyler. “Harika” der bizim genel müdür de, “baÅŸlayalım öyleyse”. Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir. Bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki numuneyi bilgisayara baÄŸlı küçük bir konteynere döker. Bilgisayar ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm alınır. Doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur. Adam dayanamayıp sorar: “N’oldu doktor, bir terslik mi var?”, “Bilgisayarın verdiÄŸi sonuçlara göre..” der doktor; “bir terslik yok, ama tenisten mütevellit saÄŸ bileÄŸinizde bir kavis oluÅŸmuÅŸ”. “Yapmayın doktor” der bizim adam, “ben meÅŸgul bir adamım; ne tenis ne de golf oynarım. Bütün bunları yapacak vaktim yok; nasıl olur da saÄŸ bileÄŸimde tenis oynamaktan bir kavis oluÅŸur?”. Bunun üzerine doktor, bilgisayarın ÅŸimdiye kadar hiç yanılmadığını, asla hata yapmayacağını söyler ve “ancak” der; “içinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yanınıza alıp eve götürün. Sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrarı yapın. Sonra, doÄŸruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim”. Bizim adam, “tamam” der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar. Bilgisayarın koyduÄŸu teÅŸhis canını sıktığı icin, bilgisayarlara hiddetlenir. Bütün dünyayı bu aptal makinelerin ele geçireceÄŸini düşünür ve hiddeti daha da artar. Eve vardığında, bilgisayarın “aklını başına getirmeye” karar vermiÅŸtir. Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da; arabasının kaputunu açıp karterden bir kaç damla motor yağı alıp kavanozun içine damlatır. Eve girince de olup biteni karısıyla kızına anlatır. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarını ister. Onlar da bizimkinin isteÄŸini yerine getirirler. Ertesi sabah, bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar için tasarladığı son hinliÄŸi yapmak üzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15 dakika sonra tuvaletten çıktığnda yüzünde mutlu bir gülümseme vardır. DoÄŸruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayıp nasıl olduÄŸunu sorar. Yüzünde hin bir gülümseme ile, “iyiyim doktor, iyiyim” der bizim adam. Doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken; bir yandan da, “formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah” der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler çıkarmaya baÅŸlar. Birkaç dakika sonra da uzunca bir kağıt çıktısı gelir yazıcıdan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, bizim adam “bakalım senin bilgisayar bugün ne diyor doktor?” der, sinsi sinsi gülümseyerek. “Hımm…” der doktor “Bilgisayarımıza göre, arabanızın yaÄŸ deÄŸiÅŸim zamanı gelmiÅŸ, kızınız hamile, karınız da bel soÄŸukluÄŸuna tutulmuÅŸ. Ayrıca, tuvaletlere girerken yanınıza böyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileÄŸinizdeki kavis daha da kötüye gidecek”.

Delik

Yazan: admin 29 Mayıs 2010 Cumartesi  
Kategori: Fıkralar

Bu dünyada iki samimi arkadaÅŸ varmış. Bunların dünya görüşleri birbirlerine tersmiÅŸ. Biri, namazında niyazında, dünya malında gözü olmadan, içki içmeden, karı kızla yatmadan camiden çıkmaz, öteki ise onun yapmadığı her ÅŸeyi yapar yaptıklarını yapmazmış. Derken sefahat düşkünü erkenden ölmüş. Aradan yıllar geçtikten sonra sofu olan da ölmüş. Sofu dogrudan cennete gitmiÅŸ. AÄŸaçlar altında yatıyor yiyor içiyormuÅŸ. Aklına arkadaşı gelmiÅŸ. Meleklere sormuÅŸ cehennemde oldugunu isterse ziyaret edebileceÄŸini söylemiÅŸler Bu da kalkmıs arkadaşını ziyarete gitmiÅŸ. Bir de ne görsün arkadaşının elinde nadide Fransız ÅŸarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede güzel bir kadın. Sofu hayretle “Bu nasıl iÅŸ? Sen dünyada da sefa sürdün burda da sürüyorsun. Nerede Allah’ın adaleti?” diye sormuÅŸ. Arkadaşı derin bir ah cekerek “bu benim için büyük iÅŸkence” diye yanıtlamis. Sofu yeniden “bu nasıl iÅŸkence?” diye sormus. “Sorma..” demiÅŸ arkadaşı “bu ÅŸiÅŸeyi görüyor musun? Bunun dibi delik”; “Ya o güzel kadın?” diye atılmış Sofu. Cehennemdeki arkadaşı iç çekerek “Ah, ahhh, Onun da dibinde delik yok” demiÅŸ

Sonraki sayfa »